Erivan:   +8 °C
Bugün:   Çarşamba, 22 Nisan, 2026

‘Pasifizm’ perdesi kalktı: Japonya'da silah ihracatının önü açıldı

118
Dün, 23:53
‘Pasifizm’ perdesi kalktı: Japonya'da silah ihracatının önü açıldı

Japonya’da Başbakan Sanae Takaiçi kabinesi, onlarca yıldır yürürlükte olan ölümcül silah ihracatı sınırlamasını kaldırdı. Alınan kararla birlikte savaş uçağı, füze ve savaş gemisi gibi silahların yurtdışına satışının önü açılmış oldu. Karar, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında benimsediği “pasifist” çizgiden yeni bir kopuş anlamına geliyor.

Takaiçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada savunma ekipmanlarının transferinin artık “ilke olarak mümkün hale geleceğini” söyledi. Tokyo yönetimi alıcı ülkelerin Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun kullanım taahhüdünde bulunacağını savunsa da, düzenleme Japon savaş sanayisinin küresel pazara daha doğrudan açılması anlamına geliyor.

En az 17 ülkeye satışın önü açılıyor
Japon basınında yer alan bilgilere göre en az 17 ülke Japonya yapımı silahları satın alma hakkına sahip olacak. Bu listenin, yeni ikili savunma anlaşmalarıyla daha da genişletilmesi bekleniyor. Silah alımıyla ilgilenen ülkeler arasında Avustralya, Yeni Zelanda, Filipinler ve Endonezya da gösteriliyor.

Önceki kurallar, 1967’de getirilen ve 1976’da yürürlüğe sokulan düzenlemelerle Japonya’nın askeri ihracatını keşif ve mayın temizleme gibi “ölümcül olmayan” ekipmanlarla sınırlıyordu. Yeni değişiklikle bu sınır fiilen ortadan kaldırılmış oldu.

Japon tekelleri için yeni pazar
Karar, yalnızca hukuki bir değişiklik değil, aynı zamanda Japon sermayesinin askeri üretimde daha büyük rol üstlenmesi için atılmış stratejik bir adım. Değişikliğin özellikle Mitsubishi gibi şirketlerin önünü açacağı, Tokyo’nun artan savunma harcamaları ve ortak üretim projeleriyle silah sanayisini büyütmeyi hedeflediği değerlendiriliyor.

Japonya ile Avustralya arasında kısa süre önce imzalanan 7 milyar dolarlık anlaşma kapsamında Avustralya donanması için üretilecek 11 savaş gemisinin ilk üçünü Mitsubishi inşa edecek. Böylece Tokyo yönetiminin yeni ihracat kararı, doğrudan Japon tekellerinin uluslararası silah pazarındaki konumunu güçlendirecek bir hamleye dönüşüyor.

‘Güvenlik’ gerekçesiyle silahlanma normalleştiriliyor
Takaiçi hükümeti kararı, Çin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve Rusya’ya dönük “güvenlik tehdidi” söylemiyle gerekçelendiriyor. Başbakan, “giderek sertleşen güvenlik ortamında hiçbir ülkenin tek başına kendi barışını ve güvenliğini koruyamayacağını” savundu.

Ancak bu söylem, Japonya’nın savaş sonrası dönemde üzerine kurduğu barışçıl imajın fiilen tasfiyesi anlamına geliyor. Tokyo, yıllardır adım adım gevşettiği askeri kısıtlamaları şimdi açık biçimde ölümcül silah ticaretine uzatıyor.

Yasukuni adağı militarist yönelimin simgesi oldu
Kararın açıklandığı gün Takaiçi’nin, Japon militarizminin sembollerinden biri sayılan Yasukuni Tapınağı’na bahar festivali dolayısıyla adak gönderdiğinin ortaya çıkması da dikkat çekti.

Yasukuni Tapınağı, Japonya’nın savaşlarda ölen askerleriyle birlikte II. Dünya Savaşı’ndan 14 “A Sınıfı” savaş suçlusunun da adını barındırıyor. Bu nedenle tapınağa yapılan ziyaretler ve gönderilen adaklar, özellikle Çin ve Güney Kore’de uzun süredir Japon militarizmine sahip çıkmanın göstergesi olarak görülüyor.

Asya-Pasifik’te gerilimi büyütecek adım
Tokyo’nun attığı bu adım, yalnızca bir savunma politikası revizyonu değil; Asya-Pasifik’te silahlanmayı büyüten, savaş sanayisini “normalleştiren” ve Japonya’nın tarihsel militarist mirasını yeniden siyasetin merkezine taşıyan bir yönelim olarak öne çıkıyor.

Japonya böylece savaş sonrası anayasal sınırların daha da dışına çıkarak, bölgedeki askeri bloklaşmanın ve emperyalist rekabetin daha doğrudan bir parçası haline geliyor.